Sabah haberlerini açtığımızda ya da sosyal medyada birkaç dakika dolaştığımızda, kadınlarla ilgili bir başlığa rastlamamak neredeyse imkânsız. Kimi zaman bir başarı hikâyesi, kimi zaman ise görmezden gelinen bir haksızlık çıkıyor karşımıza. Bu durum bize kadın haklarının hâlâ konuşulması gereken bir mesele olduğunu açıkça gösteriyor.
Günlük hayatta kadınlar çoğu zaman fark edilmeden sınırlandırılıyor. Aynı işi yapmalarına rağmen daha az ciddiye alınmaları, fikirlerinin geri planda kalması ya da sadece kadın oldukları için daha fazla çaba göstermek zorunda bırakılmaları, eşitsizliğin ne kadar sıradanlaştığını ortaya koyuyor. Oysa eşitlik, yalnızca kanunlarda yer alan bir kavram değil; davranışlara yansıması gereken bir bilinçtir.
Aslında çözüm, büyük ve ulaşılmaz adımlar atmaktan geçmiyor. Kadınların sesini duymak, onları karar mekanizmalarının bir parçası hâline getirmek ve birey olarak değer vermek bu değişimin temelini oluşturuyor. Çünkü kadın hakları savunulduğunda yalnızca kadınlar değil, toplumun tamamı güçleniyor.
Unutmamak gerekir ki bir toplumun ilerlemesi, kadınların ne kadar özgür ve eşit olduğuyla doğrudan ilişkilidir. Gerçek değişim, kadınların yalnızca var olmakla yetinmediği; kendilerini ifade edebildiği, güvende hissettiği ve hak ettikleri değeri gördüğü bir düzenle mümkündür. Bu düzen ise ancak bireylerin küçük ama bilinçli adımlarıyla kurulabilir.
Nazlı SOYLU
Yorumlar 1
Kalan Karakter: