Yazılarımızı sürekli takip eden okuyucularımızın hatırlayacağı üzere, 31 Mart 2026 Salı günü en son yazımızı kaleme almış olduğumuz yayın mecramızda, Türkiye Sakatlar Derneği Afyonkarahisar Şubesi ile ilgili talep ve ricamı gündeme taşımış olduğum bir yazı kaleme almıştım.
Zaten o yazı da o mecrada son kaleme aldığım yazı olmuştu. Aynı günün akşamı da yolları ayırmak durumunda kaldık.
Aslında o yazı seri şekilde iki bölümden oluşuyordu. Devam yazısını kendi sitemiz olan www.ekonomia.com.tr’de bugün yayınlamak nasipmiş. Hadi buyurun başlayalım.
ALTINI TEKRAR KALIN HARFLERLE ÇİZİYORUM
31 Mart tarihli yazımda da tümüyle kendi gözlemlerim ve irademle o yazının kaleme alındığını, dernek yöneticilerinin bile yazının yayınlandığı gün talep etmiş olduğum arzı öğrendiklerini altını kalın harflerle çizerek belirtmiştim.
Yine aynısını ifade ediyorum; kimse lütfen “derneğin isteği, talebi, ricası” diye düşünmesin, böyle bir yapıştırmayı kesinlikle yüreği güzel o insanlara ve derneğin yöneticilerine yapmasın.
Bu konuyu gündemde tutma düşüncem şahsi olup, kendi irademin dışında hiçbir kişi ya da kişilere ait değildir ve olamaz da.
PEŞİN PEŞİN 31 MART YAZISINDA DA SÖYLEMİŞTİM
Peşin peşin 31 Mart tarihinde yayınladığım ilk yazıda söylemiştim. Ben doğuştan hafif engelli bir anne ve babanın evladıyım. Engelli insanlar konusunda empati yapmaya gereğim yoktur; onlar için en rahat ortamları sunmakla kanunlar bize ilgili ödevleri vermiştir.
Herkes bir saniye sonrası için birer engelli adayıdır demiştim.
Bu noktada kararlılığım kesin; bu insanlara konteynerden dernek yaparak, üstüne 300 metre öteye lavabo ve WC ihtiyaçlarını gönderiyorsak durup düşünmemiz lazım.
Burada bir hata var diyorum ve demeye devam edeceğim de.
Öte yanda, milyonlar harcayıp bir restoran ya da kafe açan yatırımcılara işletmen içinde engelli lavabo ve WC’si yok diyerek ruhsat vermiyorsak; bu insanları dernekleri kapsamında 300 metre öteye yürütmemek gerekir diye düşünüyorum.
Bu nedenle bu şehirde hiç kimse bana, bir engelli bireyin kendi derneğinden 300 metre uzaklıktaki lavabo ve WC alanına gitmek zorunda kalmasını normal göstermeye çalışmasın kesinlikle lütfen.
NET OLARAK SÖYLÜYORUM VE ARKASINDAYIM
31 Mart tarihinde yazdığım ilk yazıda da bu insanlar için burayı hangi kurum ya da kuruluş yaptı demedim. Ona bakmadım, hâlâ da net olarak söylüyorum; bakmıyorum.
Amaç ve konu bu değil.
O dönem itibarıyla ilgili kurum tarafından kısıtlı zaman açısından çözüm olarak görülmüş olabilir, geçici olarak “burayı şimdilik kullanalım” denmiş olabilir.
Bunda bir sorun yok.
Ama üzerinden bir yıl değil, bir hafta bile geçtiyse hata olan durumları iyileştirmek ya da ortadan kaldırmak gerekir.
Benim talebim de tam olarak budur.
ENGELLİ İNSANLARIMIZ İÇİN İSTEDİM, KENDİM İÇİN DEĞİL
Bunun için yaşadığımız şehrin yöneticilerine, eşrafına ve STK’larına tekrar açık çağrımdır:
Hadi bir el atalım bu konuya.
80–100 metrekare aynı yere bir prefabrik dernek yapalım.
Bu insanlara kapısından zorlanmadan girecekleri, ferah ve erişilebilir bir ortam sağlayalım.
Bu şehirde bunun için yeterince güç de imkân da var.
BUYRUN, İLGİLİ KANUN MADDELERİ VE ÖDEVLER
Peki bu konuda mevzuat ne diyor?
Kanunlarda da aynı benim yazdığım gibi diyor.
Bir gazeteci-yazar olarak araştırdım.
📌 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun Madde 7: Kamuya açık tüm alanlar engelli vatandaşlarımız için erişilebilir olmak zorundadır.
📌 5378 Sayılı Engelliler Hakkında Kanun Geçici Madde 2: Mevcut yapılar dâhil engelliler için erişilebilirlik zorunludur.
📌 Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği Madde 30 ve EK-7: Yapıların engelli kullanımına uygun olması kesin şarttır.
📌 TS 9111 Erişilebilirlik Standardı: Kapı genişliği, net geçiş açıklığı, iç mekân dönüş alanı, tutunma barları ve lavabo yüksekliği gibi tüm teknik ölçüler engelliler için açık şekilde yapılmalıdır.
HÂLÂ BANA “ÇOK ABARTTIN” DİYENLER VARSA
Hâlâ bana “çok abarttın” diyenler varsa, Allah’a havale etmekten başka çarem yok kendilerini.
Engel, herkes için kaderinde belki de yazılı bir gerçektir.
Hiç kimse bir saniye sonrasını bilemeyeceği için lütfen takkeleri öne koyup düşünsün artık.
Son olarak bu yazı sadece Türkiye Sakatlar Derneği Afyonkarahisar Şubesi için değil; onlarla birlikte bu şehirdeki tüm engelli derneklerine şehir merkezinde en rahat ortamların sağlanması adına kaleme alınmış, tarafımca yazılmış bir yazıdır.
Aynı zamanda bu şehrin tarihsel hafızasına iliştirilmiş bir nottur.
HADİ ARTIK GEREĞİNİ HEP BİRLİKTE YAPMAYA
Hadi artık lütfen hep birlikte gereğini fazlasıyla yapmaya başlayalım.
Bu konunun zamanla unutulmaması ve kalıcı çözüme ulaşıncaya kadar takipçisi olup gündemde tutmaya devam edeceğimi kamuoyuna sorumlu bir gazeteci notu olarak buraya bırakıyorum.
Çünkü o güzel insanların, bu güzel şehrin insanlarına yapacağı dua adına bu konuyu unutturmayacağım ve hatırlatacağım.
Ta ki kamu sorumluluğu gereği talebimiz bu güzel insanlarımız adına yerine getirilip, teşekkür yazısını bu satırlardan okuyucularım adına yazana dek.
BELEDİYE MECLİSİ DİLEKÇESİNİ TESLİM EDİYORUM
Bu yazının yayınlandığı gün eş zamanlı olarak Afyonkarahisar Belediyesi Meclisi’ne, konunun meclis gündemine getirilmesine ilişkin ayrıntılı dilekçeyi de EKONOMİA.COM.TR adına Afyonkarahisar Belediyesi Yazı İşleri Müdürlüğü’ne teslim ettim.
En erken Temmuz Meclis toplantısında gündeme girer inşallah.
Belki de meclis gündemine gelmeden, güzel bir imece ve destek zinciriyle bu insanlara daha güzel bir ortam hediye edilir.
Haftaya görüşmek dileğiyle.
SELAMLAR
Yorumlar
Kalan Karakter: