Çıkmadık Candan Ümit Kesilmez: Afyonspor Son Nefeste
Afyon’da futbol, çoğu zaman sadece bir oyun olmadı. Bir şehrin umudu, heyecanı, bazen de hayal kırıklığı oldu. Bugün ise yine o ince çizgideyiz. Belki de en kritik eşikte…
Afyonspor, deplasmanda adeta “entübe” haldeyken yeniden yaşam sinyali verdi. Sessiz, sedasız… Kimsenin haberi olmadan, belki de kimsenin umurunda olmadan. Ama sahada kalan, mücadeleden vazgeçmeyen bir takım vardı. Amatör ruhla, devşirme kadrolarla oynanan her maçta skor ne olursa olsun ortaya konan mücadele takdire şayandı.
Bornova deplasmanından gelen galibiyet, şimdi önümüzde yeni bir kapı aralıyor. Salı günü oynanacak Çoruhlu karşılaşması… Eğer o maç kazanılırsa, mor-beyaz rüya Altay maçına, yani ligin finaline taşınabilir. İşte o zaman belki de herkes ters köşe olacak.
Ama asıl soru şu: Bu şehir utanır mı?
Açık konuşmak gerekirse, sanmıyorum. Ama belki… belki de bu mucizevi ihtimal, bu şehri yeniden uyandırır. Belki insanlar kaybettikleri değeri fark eder. Belki Afyon, kendi elleriyle uzaklaştığı aşkına yeniden sarılır.
Bu yüzden Salı günü sıradan bir gün değil. Bu yüzden o maç sıradan bir maç değil.
Kampanyalar yapılmalı. İlçe ve belde belediyeleri harekete geçmeli. Zafer Stadyumu dolmalı, taşmalı. O atmosfer, o ambiyans yeniden yaratılmalı. Çünkü belki de bu, son şarkı… Belki de yeniden ayağa kalkmanın tek yolu bu 90 dakika.
Seferberlik ilan edilmeli. Herkes bu maça odaklanmalı
Afyon 1923’e baktığımızda ise ortada çok net bir gerçek var: Bu takım, bulunduğu grubun en kaliteli kadrolarından birine sahip. Ofansif, seyir zevki yüksek bir oyun anlayışı var. Ancak sezon başından bu yana yaşanan talihsizlikler, takımın yakasını bir türlü bırakmadı.
Sakatlıklar…
Kırmızı kartlar…
Cezalı oyuncular…
Hiçbiri planlı değildi ama hepsi düzeni bozdu.
Son Yatağan maçında ortaya konan oyun ise aslında bu takımın ne kadar potansiyelli olduğunu bir kez daha gösterdi. İlk beşin içine girildi. Hedef hâlâ aynı yerde duruyor.
Ama bedeller ağır…
Uğurcan’ın çapraz bağ sakatlığı büyük kayıp. Kanat sorununu çözmüştü. Burak Ziyaattin’in yokluğu savunmada ciddi bir eksik. Emirhan Subaşı’nın sakatlığı ise orta sahadaki aklı zedeliyor.
Yine de umut var.
Ali Berke’nin çıkışı…
Bilal’in dönüşü…
Takımın mücadele gücü…
Tüm bunlar hâlâ bu hikâyenin bitmediğini gösteriyor.
Transfer dönemi kapanmadan yapılacak birkaç doğru hamle, bu takımı şampiyonluğa taşıyabilir. Ama bir şartla: Bu talihsizlikler artık son
Afyon’da iki takım var. İki umut var. Ve aslında tek bir gerçek var:
Futbol…
Futbol; siyaset üstüdür, tartışma dışıdır. Dünyanın her yerinde farklı görüşlerden, farklı inançlardan insanları bir araya getiren tek ortak duygudur. Bu oyunu başka yerlere çekerek kirletmenin kimseye faydası yok.
Bu şehirde tesisler var. Bu şehirde yetenekli gençler var. Ama en önemlisi, bu şehirde yeniden ayağa kalkabilecek bir futbol kültürü var.
Yeter ki sahip çıkalım…
Yeter ki vazgeçmeyelim…
Çünkü bazen bir şehir, en çok da kaybettiğini sandığı anda kazanır.
Ve unutmayalım:
Çıkmadık candan ümit kesilmez…
Yorumlar
Kalan Karakter: