Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Ana Bilim Dalı, Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Adem Ertürk, romatizma hakkında merak edilen soruları yanıtladı. Ertürk, özellikle iltihaplı romatizmalarda erken tanının eklem ve organ hasarını önlemede kritik rol oynadığını vurguladı.
İltihaplı Romatizma Nedir?
Doç. Dr. Ertürk, iltihaplı romatizmanın bağışıklık sisteminin kendi dokularına karşı aşırı ve hatalı yanıt vermesi sonucu ortaya çıktığını belirterek, bunun çoğu zaman mikrop kaynaklı bir enfeksiyon olmadığını ve genellikle bulaşıcı olmadığını söyledi.
Bu grupta en sık görülen hastalıklar arasında Romatoid artrit, Ankilozan spondilit, Gut, Behçet hastalığı ve Ailesel Akdeniz Ateşi gibi hastalıkların yer aldığını ifade etti.
Ertürk ayrıca halk arasında “kireçlenme” olarak bilinen Osteoartrit ve Fibromiyalji gibi iltihap dışı kas-iskelet sistemi hastalıklarının da romatoloji polikliniklerine sık başvuru nedenleri arasında olduğunu belirtti.
Hangi Belirtiler Önemli?
İltihaplı romatizmalarda şişlik ve uzun süren sabah tutukluğunun daha belirgin olduğunu vurgulayan Ertürk, şu uyarıda bulundu:
“Şişlik + sabah tutukluğu + geceleri artan ağrı bir aradaysa, mutlaka iltihaplı romatizma açısından değerlendirme yapılmalıdır.”
En sık görülen belirtiler ise şöyle sıralandı:
El, el bileği, parmak, diz ve ayak bileğinde ağrı ve şişlik
Sabahları 30 dakikadan uzun süren tutukluk
İstirahatte ve geceleri artan, hareketle azalan ağrı
Genç yaşta başlayıp gecenin ikinci yarısında artan bel ve kalça ağrısı
Yorgunluk, halsizlik ve hafif ateş
Ciltte sedef döküntüsü veya gözde kızarıklık ve ışığa hassasiyet

Tanı Nasıl Konulur?
Doç. Dr. Ertürk, iltihaplı romatizmalarda tanının tek bir tahlille konulmadığını belirtti. Tanı sürecinde hastanın öyküsü, fizik muayene, kan testleri ve görüntüleme yöntemlerinin birlikte değerlendirildiğini söyledi.
CRP ve sedimentasyon gibi iltihap göstergeleri, özel antikor testleri ve gerektiğinde genetik incelemeler yapılabildiğini ifade eden Ertürk, röntgen, ultrason ve MR gibi yöntemlerle eklem ve omurga değerlendirmesi yapıldığını kaydetti.
Altı haftadan uzun süren eklem şişliği ve sabah tutukluğu olan kişilerin vakit kaybetmeden romatoloji uzmanına başvurması gerektiğinin altını çizdi.
Beslenme Tedavinin Yerini Tutmaz
Romatizma hastalarında beslenmenin destekleyici rol oynadığını belirten Ertürk, mucize bir gıda olmadığını vurguladı. En pratik yaklaşımın Akdeniz tipi beslenme olduğunu ifade ederek şu önerilerde bulundu:
Sebze ve meyve tüketimini artırmak
Zeytinyağını temel yağ kaynağı olarak kullanmak
Haftada en az iki kez balık tüketmek
Şekerli ve işlenmiş gıdalardan kaçınmak
Yeterli protein almak
Fazla kilo varsa kontrollü kilo vermek
Kortizon kullanan hastalarda tuz kısıtlaması ve kemik sağlığı açısından kalsiyum-D vitamini desteğinin önemine de dikkat çekti.
Tedavide Amaç Remisyon
Ertürk, erken tanı ve düzenli tedavi ile kalıcı eklem ve organ hasarının büyük ölçüde önlenebileceğini belirtti. Tedavinin amacının yalnızca ağrıyı azaltmak değil, hastalığı baskılayarak remisyon veya düşük hastalık aktivitesi sağlamak olduğunu ifade etti.
Yaşam tarzı değişiklikleri, doktor kontrolünde ilaç tedavisi, bağışıklık sistemini düzenleyici ilaçlar ve uygun hastalarda biyolojik tedavilerin uygulandığını belirten Ertürk, düzenli takip ve hekim kontrolünün hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.

Yorumlar
Kalan Karakter: